ULAN SALİH
Bana kalsa değil bir satırı,
Yazmazdım ya sana tek kelime,
"Yaz" diyor, ben de yazıyorum işte,
Annen, yani Makbule teyzenin hatırı.
Aslında küfür kafir gelse de dilime,
Bilirsin; ta okul yıllarından sevmemiştik birbirimizi.
Kırgınım sana, hani şimdi tutup,
"Nereden çıktı" demeyesin bu mektup.
Selam kelam etmemişsem sebebi malumdur.
Ha, sonra biz senin kadar mürekkep yalamadık hani,
Lafa nereden başlanır, nerede biter..
Bırak mektupta, biz sevdiğimize bile süslü laflar edemedik hiç.
Neyse, bilmem haberin var mı?
Memduh amcayı, yani babanı kaybettik.
Ne vakit hal hatır sormaya gittiysem size,
Hep kapı önünde bulurdum,
Karşı yola doğru dururdu öylece solgun yüzü,
"Gelmez" diyordu, "Gelmez bu dürzü."
Senn anlayacağın, gözleri açık gitti rahmetlik.
Annen "Sakın duymasın" diyorsa da Salih,
Benden söylemesi; annen geçenlerde evi tefeci Tahir'e sattı.
Babanın birikmiş borçlarını öylece kapattı.
Hani; doktor, hastane, ilaç falan,..
Olsa olsa şimdi kefen parasıdır elinde kalan.
Bir ara, bir sor ulan!
Bu nasıl bir nefret ki hala bitmedi.
Ulan Salih, ulan Salih,..
Yoksa ciğerini oralarda itler mi yedi?
Bir mektup yaz, bir şeyler karala,
İstersen kız, bağır, binlerce küfür sırala,
Ne dersen de işte,..
Zannedersem, annenin de gözleri açık gidecek bu gidişle.
Adresini Sarı Tijen'den aldım.
Önceleri yok, mok dedi, yemin billah...
Neyse imana geldi.
Bakma sen, sarıdır, marıdır, yine de iyidir.
Bak Salih, lafı fazla uzatmayacağım
Geçenlerde sahildeki bizim kahvede,
Adaşın Salih, Kirkor amca, kasap Nedim,
Dört kol pişti atıyorduk ki;
Mahalleden bir ufaklık, nefes nefese;
"Makbule teyze,.. Makbule teyze,.."
Bir koşu vardık ki,
Çoktan Çapa'ya kaldırmış Sarı Tijen.
İlaç, serum, oksijen..
Korkma; mahalleli aramızda toplayıp masrafları ödedik.
Helal hoş olsun,
Makbule teyzenin az mı su böreğini yedik.
Bir ara doktor dışarı çıkıp,
Başını iki yana sallayıp, "Haber verin" dedi,
"Kimi, kimsesi yok mu?"
Hep bir ağızdan "Var" dedik.
"Var, biziz kimi kimsesi,"
Ulan Salih, ulan Salih,..
Ciğerini yoksa oralarda itler mi yedi?
Dün gece sıra bendeydi, bendim başında bekleyen,
Bir ara gözlerini açtı,
Elini tuttum, gözlerine takılıp kalmış yaşları usulca sildim,
Yastığın altından küçük bir torba çıkartıp;
"Al sende kalsın yavrum. Kefen param.
Hani, yarın emri hak olursa" dedi,
Öyle bir sıkmışım ki yumruklarımı,
Öyle bir vurmuşum ki duvara,
Küfürün adını günah demişler ya,.. tövbe, tövbe,..
Ulan Salin, ulan salih,..
Hani bir elime geçsen kazara,..
"Kış" diyor mevsim, "gelmeye kalkmasın"
"Hele bir gelsin bahar yaz.. Sen yine de iyi olduğumu yaz"
Nasıl da tevekkel, nasıl da teslim kaderine,
O an var ya, o an sanki kör bıçaklar soktular en derine,
Yüzünü cama döndü, biliyordum ki agliyordu.
Elinin tersiyle yüzünü silerken,
"Dağlar başına oğul,
Gelen yaşıma oğul,
Sana umud olanın,
Toprak başına oğul"
"Kış" diyor mevsim,"gelmeye kalkmasın"
"Hele bir gelsin bahar yaz.. Sen yine de iyi olduğumu yaz"
Son kez gözlerini aralayıp,
"Salihim" dedi "Salihim,.."
Annen sana Salihim dedi de,
Sen bir daha "Anne" diyebilecek misin?
"Anne ben geldim, kapıyı aç"
"Anne karnım aç"
"Başım kaşınıyor anne, başımı kaşı"
"Anlat" diyebilecek misin "Masal anne"
Hani yarım kalmıştı ya dünkü satırlarım,
Yok Salih yok,
Sen,.. sen bir daha hiç "Anne" diyemeyeceksin!
Annen,.. annen çünkü